KONUŞMA BOZUKLUKLARINDA TERAPİLER ÇÖZÜM OLUR MU?

Konuşma bozuklukları denildiği zaman yaşanabilecek dil, konuşma ve iletişimle ilgili birçok problemden bahsedilmektedir aslında. Bu problemler hemen hemen her yaş grubundan bireyi etkileyebilmektedir. Konuşma bozukluğunun türü, başlangıç yaşı, başlangıçtan bu yana geçen süre, bireyin durumu ile ilgili tutumu, ailenin bireye desteği, gelişimi etkileyebilecek ek faktörlerin varlığı (nörolojik, bilişsel vb) gibi bileşenler konuşma bozukluklarının terapi/tedavisinde belirleyici olmaktadır. Örneğin kekemelik her yaştan bireyin tecrübe edebildiği bir konuşma bozukluğudur. Başlangıç yaşı çoğunlukla 2-5 yaş arasında olmaktadır. Bu yaşlarda başlayan kekemelik başlangıçta gelişimsel kekemelik olarak adlandırılmakta ve çoğu kendiliğinden sıklıkla bir seneden kısa sürede geçmektedir. Mansson’un 2000’de yaptığı araştırma sonucuna göre toplumdaki insanların %5’i hayatlarının bir döneminde kekemelik problemini yaşamaktadır. Az önce bahsedildiği gibi erken dönem kekemelikte kendiliğinden geçme ihtimali bulunduğu gibi, erken dönem yapılacak terapi müdahaleleri de daha iyi sonuçlar vermektedir. Ancak artikülasyon bozuklukları söz konusu olduğunda öncelikle seslerde gözlenen eksikliklerin yaş normlarında değerlendirilmesi ve yaş beklentisinin gerisinde kaldığı görüldüğünde müdahale edilmesi gerekmektedir. Artikülasyon terapilerinde bireyin yapılanlara katılımı, yönerge alma becerileri, taklit becerileri ve hazır oluşluğu oldukça önemlidir. Normal durumlarda örneğin 3 yaşındaki bir çocukla artikülasyon terapisi yapılmaz. Çocuk sıklıkla terapide beklenileni veremeyecektir ancak aynı çocukta dil gelişiminde gecikme gözlenirse bu daha erken yaştan itibaren bile müdahale edilmesi gereken bir başka durumdur. Daha çok ileri yaşta gözlenen afazi ise beyindeki nörolojik hasarın boyutu ve yeri, bireye ait faktörler (yaşı, hasar sonrasındaki durumu, hasar öncesindeki durumu vb) gibi yine kekemelik benzeri çok boyutlu bir durumdur. Hasarın büyüklüğüne göre bireyin beyin hasarı öncesindeki durumuna geri dönmesi zor olabilmektedir. Maalesef az ya da çok bazı sekeller kalabilmektedir.

konuşma bozuklukları ankara

Artikülasyon bozukluklarında ek durumlar eşlik etmediği takdirde ve fiziksel bir engel yok ise oldukça başarılı sonuçlar alınmakta ve terapiler olumlu sonuçlanmaktadır. Kekemelik doğası gereği oldukça karmaşık bir bozukluktur ve terapilere alınan cevap birçok değişkene göre değişmektedir. Bu kadar çok değişkenliğin olması terapi sonuçlarının da bireyden bireye çok değişmesine sebep olmaktadır. Ancak uzman bir dil ve konuşma terapistinden destek alan bireyler mutlaka fayda sağlamakta, bazıları bu bozuklukla başa çıkmayı ise diğerlerine göre daha iyi öğrenebilmektedirler. Yine yaygın gelişimsel bozukluğa bağlı gözlenen dil, konuşma ve iletişim bozukluklarında alınan terapi sonuçları bireye bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Yaygın gelişimsel bozukluk geniş bir spektrumdur ve bu spektrumda bireyler bu durumdan çok farklı boyutlarda etkilenebilmektedirler. Etkinin boyutu yine terapi sonuçlarını etkiler ancak terapiler her zaman süreci daha iyiye taşımaktadır.

Sonuç olarak, makalemizin başlığında sorduğumuz “terapiler çözüm olur mu?” sorusunun cevabı ise evet, her türlü dil, konuşma ve iletişim bozukluğu olan birey bir uzman dil ve konuşma terapisti desteğine ihtiyaç duyar ve bu terapilerden mutlaka fayda sağlar. Erken müdahale her bozuklukta terapi sonucunu olumlu yönde değiştiren bir faktördür. Beklemeden destek almak önemlidir.